Çöpçüler
Street Sweepers
çöpçü: street sweeper
Aşktan yana şansım yok
When it comes to love, I have no luck
aşk: love
yan: side, aspect
şans: luck
yok: none, there isn’t
Ağlıyorum, derdim çok
I’m crying, I have so many troubles
ağlamak: to cry
dert: trouble
çok: many, a lot
Aşkımı kaybetmişim
I’ve lost my love
aşk: love
kaybetmek: to lose
Sordum, sordum, bulan yok
I asked and asked—no one found it
sormak: to ask
bulmak: to find
yok: none, not found
Dün gece çok aradım
I searched so much last night
dün: yesterday
gece: night
çok: a lot
aramak: to search
Aradım, bulamadım
I searched but couldn’t find it
aramak: to search
bulmak: to find
Kör olası çöpçüler
Damn those street sweepers
kör: blind
olmak: to become
kör olası: may they go blind
çöpçü: street sweeper
Aşkımı süpürmüşler
They’ve swept away my love
aşk: love
süpürmek: to sweep
Sokaklarda ne ararsın?
What are you looking for in the streets?
sokak: street
aramak: to look for
Beni kimden sorarsın?
Who are you asking about me?
ben: me
kim: who
sormak: to ask
Ben düştüm aşk ateşine
I fell into the fire of love
düşmek: to fall
aşk: love
ateş: fire
Sen de düşme, yanarsın
Don’t fall too — you’ll burn
sen: you
düşmek: to fall
yanmak: to burn