Kara Toprak
Translation: David Selim Sayers & Evrim Emir-Sayers
The Dark Earth
kara: dark
toprak: earth, soil
Dost dost diye nicesine sarıldım
Believing them friends, I embraced all who came
dost: friend
diye: saying, believing
nice: many
sarılmak: to embrace
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Beyhude dolandım ey yâr boşa yoruldum
I wandered until I grew weary in vain
beyhude: in vain
dolanmak: to wander
ey yâr: O beloved
boşa: for nothing
yorulmak: to grow tired
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Nice güzellere ey yâr bağlandım kaldım
The beauties I clung to were many in name
nice: many
güzel: beautiful one
bağlanmak: to attach
kalmak: to remain
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Among them I found neither virtue nor gain
vefa: loyalty
görmek: to see
fayda: benefit
bulmak: to find
Her türlü isteğim ey yâr topraktan aldım
None but the earth could my wishes sustain
her türlü: all kinds of
istek: desire
toprak: earth
almak: to receive
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
The milk it provided, the lamb and the ewe
koyun: sheep
kuzu: lamb
süt: milk
vermek: to give
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
The bread it provided, the meat and the stew
yemek: food
ekmek: bread
et: meat
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
How faint it provided when not beaten through
kazma: pickaxe
döğmek: to strike
kıt: scarce
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Âdem’den bu deme neslim getirdi
From Adam, it carried my kin to this day
Âdem: Adam
nesil: generation
getirmek: to bring
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Fruits of all sorts it gave freely away
bana: to me
türlü türlü: all kinds
meyve: fruit
yetirmek: to yield, to sustain
Her gün beni tepesinde götürdü
It shouldered my weight every step of the way
her gün: every day
tepe: top
götürmek: to carry, to take
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Karnın yardım kazmayınan belinen
I plowed through its belly with pick and with spade
karın: belly
yardım: I cut
kazma: pickaxe
bel: spade
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
I tore up its face with my nails like a blade
yüz: face
yırtmak: to tear
tırnak: nail
el: hand
Yine beni karşıladı gülinen
And yet it received me with roses, unswayed
yine: again
karşıladı: greeted, welcomed
gül: rose
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
İşkence yaptıkça ey yâr bana gülerdi
It smiled at me even as I made it bleed
işkence: torment
yapmak: to do
bana: to me
gülmek: to smile
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
I tell you no lie, that much all must concede
yalan: lie
yoktur: there is none
herkes: everyone
görmek: to see
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
It gave me four fields when I gave it one seed
çekirdek: seed
vermek: to give
bostan: garden, field, also. watermelon
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Havaya bakarsam ey yâr hava alırım
If I tend to the skies, all I’ll get is hot air
hava: air, sky
bakmak: to look
almak: to take
Toprağa bakarsam duâ alırım
If I tend to the ground, I will merit a prayer
toprak: earth
duâ: prayer
almak: to receive
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
If I part with the ground, I’ll go I don’t know where
toprak: earth
ayrılmak: to separate
kalmak: to remain
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Dileğin var ise iste Allah’tan
If you have any wish you’d like God to fulfill
dilek: wish
istemek: to ask
Allah: God
Almak için uzak gitme topraktan
Don’t stray from the earth and receive it you will
almak: to take
uzak: far
gitmek: to go
toprak: earth
Cömertlik toprağa verilmiş Hâkk’tan
The earth shares its bounty by way of Her will
cömertlik: generosity
vermek: to give
Hakk: God (Truth)
toprak: earth
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Hakîkat ararsan açık bir nokta
If it’s truth that you’re looking for, one thing is clear
hakîkat: truth
aramak: to seek
açık: open, clear
nokta: point
Allah kula yakın kul da Allah’a
We all are in God, to Her creatures She’s near
Allah: God
kul: servant, human
yakın: near
Hâkk’ın hazinesi gizli toprakta
The earth holds the treasures that She holds so dear
Hâkk: God
hazine: treasure
gizli: hidden
toprak: earth
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Bütün kusurumu ey yâr toprak gizliyor
My every blemish the earth does conceal
bütün: all
kusur: flaw
gizlemek: to conceal
toprak: earth
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Anoints me with lotions, my bruises to heal
merhem: ointment
çalmak: to apply
yara: wound
düzlemek: to smooth, to heal
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Both arms outstretched, it awaits me with zeal
kol: arm
açmak: to open
yol: path
gözlemek: to wait, to watch for
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth
Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Whoever it is that deciphers this rune
her kim: whoever
sır: secret
mazhar olmak: to attain
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Will leave to this world a perpetual boon
dünya: world
bırakmak: to leave
ölmez: undying
eser: work, legacy
Gün gelir Veysel’i ey yâr bağrına basar
It’ll draw old Veysel to its chest someday soon
gün gelir: one day
Veysel: (poet’s name)
bağır: chest
basmak: to press, to embrace
Benim sadık yârim kara topraktır
My faithful beloved’s the dark earth alone
benim: my
sadık: faithful
yâr: beloved
kara toprak: dark earth