Skip to main content

Ahmet Kaya ⬥ Şafak Türküsü

-0:00
TURKOLLAGE

-0:00

TR
I
II
III
IV
V
VI
SP

TRANSLATION

Şafak Türküsü
Ballad of Dawn
şafak: dawn
türkü: folk song, ballad
Beni burada arama
Do not look for me here
beni: me
burada: here
ara-: to look for
Arama anne
Don't look, mother
anne: mother
Kapıda adımı
At the door, my name
kapı: door
ad: name
Adımı sorma
Do not ask my name
sor-: to ask
Saçlarına yıldız düşmüş
A star has fallen into your hair
saç: hair
yıldız: star
düş-: to fall
Koparma anne ağlama
Don't pluck it, mother—don't cry
kopar-: to pluck, tear away
ağla-: to cry
Kaç zamandır yüzüm traşlı
For so long now, my face has been shaved
kaç zamandır: for how long, for some time
yüz: face
traşlı: shaved
Gözlerim şafak bekledim
My eyes have waited for dawn
göz: eye
bekle-: to wait
Uzarken ellerim kulağım kirişte
As my hands grow long, my ears are on the beam
uza-: to grow long
kulak: ear
kiriş: beam
Ölümü özledim anne
I came to long for death, mother
ölüm: death
özle-: to long for
Yaşamak isterken delice
While wanting to live—madly
yaşa-: to live
delice: wildly, madly
Ah…. verebilseydim keşke
Ah… if only I could have given
keşke: if only
Yüreği avucunda koşan
To every mother who runs with her heart in her palm
yürek: heart
avuç: palm
koş-: to run
Her bir anneye
To every single mother
her bir: each and every
Tepeden tırnağa oğula
(A country) full of sons head to toe
tepeden tırnağa: from head to toe
oğul: son
Ve kıza kesmiş
And full of daughters
kız: daughter
Bir ülkeyi armağan
Gifting an entire country
ülke: country
armağan: gift
Düşlerimle sınırsız
Boundless with my dreams
düş: dream
sınırsız: limitless
Diretmişliğimle genç
Young with my stubborn resistance
diret-: to resist
genç: young
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Passing my childlike wonder to my confidant
şaşkınlık: wonder, bewilderment
sırdaş: confidant
Usulca açıverdi yanağımda tomurcuk
A bud quietly blossomed on my cheek
usulca: gently
tomurcuk: bud
Pir Sultan'ı düşün anne, Şeyh Bedrettin'i
Think of Pir Sultan, mother—of Sheikh Bedrettin
düşün-: to think
Börklüce'yi, Torlak Kemal'i, insanları düşün anne
Think of Börklüce, Torlak Kemal, think of the people, mother
insan: people, humanity
Düşün ki yüreğin sallansın
Think, so that your heart may tremble
sallan-: to tremble
Düşün ki o an güneşli güzel günlere inanan
Think, so that one who believes in bright, beautiful days
güneşli: sunny
inan-: to believe
Mutlu bir yusufçuk havalansın
May a happy dragonfly take flight
yusufçuk: dragonfly
havalan-: to take flight
Beni burada arama
Do not look for me here
ara-: to look for
Arama anne
Don't look, mother
anne: mother
Kapıda adımı
At the door, my name
kapı: door
ad: name
Adımı sorma
Do not ask my name
sor-: to ask
Saçlarına yıldız düşmüş
A star has fallen into your hair
yıldız: star
düş-: to fall
Koparma anne ağlama
Don't pluck it, mother—don't cry
kopar-: to pluck
ağla-: to cry
Yani benim güzel annem
So, my beautiful mother
güzel: beautiful
Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken
Instead of flying stars at colorful dawn of my country
ala şafak: colorful dawn
uçur-: to let fly
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
I sat and drank my own bitter blood among the stars
buruk: bitter
kan: blood
Ne garip duygu şu ölmek
What a strange feeling this is, dying
garip: strange
öl-: to die
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
The girls I kissed come to my mind
öp-: to kiss
akıl: mind
Bir açıklaması vardır elbet
There must be an explanation, surely
elbet: surely
Giderken dar ağacına
As I walk toward the gallows
dar ağacı: gallows
Geride masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
Left behind on the table, paper and pen bowed their heads
boynu bükük: bowed, forlorn
kağıt: paper
kalem: pen
Bağışla beni güzel annem
Forgive me, my beautiful mother
bağışla-: to forgive
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
Don't be angry that I couldn't write a letter worthy of a son
mektup: letter
kız-: to be angry
Elleri değsin istemedim
I didn't want hands to touch it
değ-: to touch
Gözleri değsin istemedim
I didn't want eyes to fall upon it
göz: eye
Ağlayıp koklayacaktın
You would have cried and breathed it in
kokla-: to smell
Belki bir ömür taşıyacaktın koynunda
Perhaps you would have carried it in your bosom for a lifetime
ömür: lifetime
koyun: bosom
Yaşamak ağrısı asıldı boynuma
The pain of living was hung around my neck
ağrı: pain
asıl-: to hang
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim
Yet I wished to live with the taste of a folk song
türkü tadında: like a folk song
Ölmek ne garip şey anne
What a strange thing it is, dying, mother
garip: strange
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
Stealing the holiday from the captivity of greeting cards
tutsaklık: captivity
aşır-: to steal
Sedef kakmalı bir kutu içinde
Inside a mother-of-pearl inlaid box
sedef kakmalı: mother-of-pearl inlaid
Vermek isterdim çocukların eline
I would have liked to place it in children's hands
ver-: to give
çocuk: child
Sonra benim güzel annem
Then, my beautiful mother
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza
I would have liked to fall in love with a girl, suddenly, like falling from a roof
damdan düşer gibi: suddenly
vurul-: to fall for
Gecenin kıyısında durmuşum
I am standing at the edge of the night
kıyı: edge
Kefenin cebi yok
A shroud has no pockets
kefen: shroud
cep: pocket
Koynuma yıldız doldurmuşum
I have filled my bosom with stars
doldur-: to fill
Koşun çocuklar koşun
Run, children, run
koş-: to run
Sabah üstüme üstüme geliyor
Morning is coming down upon me
sabah: morning
Kısacası güzel annem
In short, my beautiful mother
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
There is no trembling when thinking of a flower
ürper-: to shiver
Gülmek, umut etmek, özlemek
Laughing, hoping, longing
umut: hope
özle-: to long for
Ya da mektup beklemek
Or waiting for a letter
bekle-: to wait
Gözleri yatırıp ıraklara
Laying one's eyes upon distant places
ırak: far away
Ölmek ne garip şey anne
What a strange thing it is, dying, mother
Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
I will no longer scratch walls until they bleed with my nails
kanat-: to make bleed
tırnak: nail
Şaşkın, umutlu şiirler yazamayacağım
I will no longer write bewildered, hopeful poems
şiir: poem
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
I will no longer fix my eyes on the ceiling with absolute faith
mutlak: absolute
tavan: ceiling
Baba olamayacağım örneğin
I will not become a father, for instance
baba: father
Toprak olmak ne garip şey anne
What a strange thing it is, becoming earth, mother
toprak: earth, soil
Ölmek ne garip şey anne
What a strange thing it is, dying, mother
Uçurumlar ki sende büyür
There are abysses that grow within you
uçurum: abyss
Dağdır ki sende göçer
There are mountains that migrate within you
dağ: mountain
göç-: to migrate
Ben bayrak derim çiçek derim
I call it flag, I call it flower
bayrak: flag
çiçek: flower
Çam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
I call it a pinecone spreading its wings beneath pine trees
çam: pine
kozalak: pinecone
Gül yanaklı çocuğa benzer
It resembles a rosy-cheeked child
gül yanaklı: rosy-cheeked
Yine de oğlunu yitirmek
Yet still, to lose one's son
yitir-: to lose
Kim bilir ne garip şey anne
Who knows what a strange thing it is, mother
Her kavgada ölen benim
In every struggle, it is I who dies
kavga: struggle
Bayrak tutan, çarpışan her kadın
Every woman who holds a flag, who fights
çarpış-: to fight
Toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Gives birth to me by clawing at the earth
doğur-: to give birth
Özlem benim, kavga benim, aşk benim
I am longing, I am struggle, I am love
özlem: longing
aşk: love
Bekle beni anne
Wait for me, mother
bekle-: to wait
Bir sabah çıkagelirim
One morning, I may come back
çıkagel-: to suddenly arrive
Bir sabah anne bir sabah
One morning, mother, one morning
Acını süpürmek için açtığında kapını
When you open your door to sweep away your pain
süpür-: to sweep
Adı başka, sesi başka nice yaşıtım
Many of my peers, with different names and different voices
yaşıt: peer
Koynunda çiçekler
Flowers in their bosoms
çiçek: flower
Çiçekler içinde bir ülke getirirler…
They bring a country wrapped in flowers…
ülke: country

EXERCISE I

Order the lines.


EXERCISE II

Fill in the blanks.


EXERCISE III

Find all the imperatives (negative & positive).

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı
Adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama
Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Ah…. verebilseydim keşke
Yüreği avucunda koşan
Her bir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeyi armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açıverdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultan’ı düşün anne, Şeyh Bedrettin’i
Börklüce’yi, Torlak Kemal’i, insanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güneşli güzel günlere inanan
Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı
Adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama

EXERCISE IV

Unjumble the lines.


EXERCISE V

Spell the word.


EXERCISE VI

Match the translations.


SONG PAD

Share Page

Report an Issue

Let Salim know if you spotted an issue on this page.

Message Sent!