Skip to main content

Cem Karaca ⬥ Tamirci Çırağı

-0:00
TURKOLLAGE

-0:00

TR
I
II
III
IV
V
VI
SP

TRANSLATION

Tamirci Çırağı
The Mechanic's Apprentice
Gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar
A fire fell into my heart—burns, oh it burns and burns.
gönül: heart, soul
ateş: fire
düş-: to fall
yan-: to burn
Ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar
Hope is my heart's bread; it keeps hoping, hoping.
ümit: hope
gönül: heart
ekmek: bread, sustenance
um-: to hope
Elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları
Her hands pale and soft, nails painted bright.
el: hand
ak: white, pale
yumuk: soft, chubby
oje: nail polish
tırnak: nail
Nerelere gizlesin şu avucum nasırları
How do I conceal these rough hands of mine?
nere: where
gizle-: to hide
avuç: palm
nasır: callus
Otomobili tamire geldi dün bizim tamirhaneye
Yesterday she brought her car to our repair shop.
otomobil: car
tamir: repair
gel-: to come
dün: yesterday
bizim: our
tamirhane: repair shop
Görür görmez vurularak başladım ben sevmeye
Love hit me at first sight.
görür görmez: at first sight
vurul-: to be struck
başla-: to begin
sev-: to love
Ayağında uzun etek, dalga dalga saçları
Waves in her hair, a long skirt brushing the ground.
ayak: foot
uzun: long
etek: skirt
dalga dalga: in waves, wavy
saç: hair
Ustam seslendi uzaktan, oğlum al takımları
My master called from afar, "Son, grab the tools."
usta: master, boss
seslen-: to call out
uzak: far
oğlum: my son (address)
al-: to take
takım: tools
Bir romanda okumuştum buna benzer bir şeyi
I'd read something like this in a novel.
bir: a, one
roman: novel
oku-: to read
benzer: similar
şey: thing
Cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı
A pricey book with a glossy cover.
cilt: cover
parlak: glossy
kağıt: paper
kaplı: covered
pahalı: expensive
kitap: book
Ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız
Somehow, someway, the young girl fell in love.
ne: what
nasıl: how
aşık ol-: to fall in love
genç kız: young girl
Yine böyle bir durumda tamirci çırağına
In a moment like this, she fell for the apprentice.
yine: again
böyle: like this
durum: situation
tamirci: mechanic
çırak: apprentice
Ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları
I told my master, "Let me skip the overalls today."
usta: master
de-: to say
bugün: today
giy-: to wear
tulum: overalls
Arkası kuşlu aynamda taradım saçlarımı
I combed my hair in the mirror with the bird on the back.
arka: back
kuş: bird
ayna: mirror
tara-: to comb
saç: hair
Gelecekti bugün geri arabayı almaya
She was coming back today to pick up the car.
gel-: to come
geri: back
bugün: today
araba: car
al-: to take
O romandaki hayali belki gerçek yapmaya
Maybe to make that novel's dream come true.
roman: novel
hayal: dream
belki: maybe
gerçek: real
yap-: to make
Durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan
Time froze, the world stopped—she walked through the door.
dur-: to stop
zaman: time
dünya: world
gir-: to enter
içeri: inside
kapı: door
Öylece bakakaldım gözümü ayırmadan
I just stared, unable to look away.
öylece: just like that
bakakal-: to stare
göz: eye
ayır-: to separate
Arabanın kapısını açtım girsin içeri
I opened the door for her to step in.
araba: car
kapı: door
aç-: to open
gir-: to enter
içeri: inside
Kalktı hilal kaşları, sordu kim bu serseri
Her crescent brows lifted—"Who's this bum?"
kalk-: to rise
hilal: crescent
kaş: eyebrow
sor-: to ask
kim: who
serseri: drifter
Çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum
She drove away and I was left choking on fumes.
çekip git-: to drive away
araba: car
egzoz: exhaust (tailpipe of car)
boğul-: to choke
Gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum
Tears budded in my eyes as I slowly stood up.
göz: eye
tomurcuk: bud
yaş: tear
ağır ağır: slowly
doğrul-: to stand up
Ustam geldi, sırtıma vurdu, unut dedi romanları
My master came, slapped my back: "Forget the novels."
usta: master
gel-: to come
sırt: back
vur-: to hit, pat
unut-: to forget
roman: novel
İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları
You're a worker—stay that way. Put on the overalls.
işçi: worker
kal-: to remain
giy-: to wear
tulum: overalls
İşçisin sen işçi kal…
You're a worker—stay that way…
işçi: worker
kal-: to remain

EXERCISE I

Order the lines.


EXERCISE II

Fill in the blanks.


EXERCISE III

Find the words with past tense suffixes.

Gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar
Ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar
Elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları
Nerelere gizlesin şu avucum nasırları
Otomobili tamire geldi dün bizim tamirhaneye
Görür görmez vurularak başladım ben sevmeye
Ayağında uzun etek, dalga dalga saçları
Ustam seslendi uzaktan, oğlum al takımları
Bir romanda okumuştum buna benzer bir şeyi
Cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı
Ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız
Yine böyle bir durumda tamirci çırağına
Ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları
Arkası kuşlu aynamda taradım saçlarımı
Gelecekti bugün geri arabayı almaya
O romandaki hayali belki gerçek yapmaya
Durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan
Öylece bakakaldım gözümü ayırmadan
Arabanın kapısını açtım girsin içeri
Kalktı hilal kaşları, sordu kim bu serseri
Çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum
Gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum
Ustam geldi, sırtıma vurdu, unut dedi romanları
İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları
İşçisin sen işçi kal…

EXERCISE IV

Unjumble the lines.


EXERCISE V

Spell the word.


EXERCISE VI

Match the translations.


SONG PAD

Share Page

Report an Issue

Let Salim know if you spotted an issue on this page.

Message Sent!