Skip to main content

Ceza & Sagopa Kajmer ⬥ Neyim Var ki

-0:00
TURKOLLAGE

-0:00

TR
I
II
III
IV
V
VI
SP

TRANSLATION

Neyim Var Ki?
What Else Have I?
ne: what
var: exist
gayri: apart from
Intro
Sirhot & Method Man
Whole thing, hip-hop, the greatest show on earth
And you got the microphone drama
For real, check it, yeah
For real, check it
Bir bahçemiz var, bir taraf çiçekli, bir tarafsa çöl
We have a garden: one side in bloom, the other a desert.
bir: one
bahçe: garden
var: exist
taraf: side
çiçek: flower
çöl: desert
Bir tarafta gökkuşağı, öbür tarafsa kör
A rainbow on one side, blindness on the other.
bir: one
taraf: side
gökkuşağı: rainbow
öbür: other
kör: blind
Sınırda kalmışlardanız biz, hep sınıfta kalmışlardan çok uzaktayız
We are the ones left at the border, far from those forever left behind.
sınır: border
kal-: remain
biz: we
hep: always
sınıf: class
sınıfta kal-: fail the class
çok: very
uzak: far
Sıkıntı çekmişlere yakın bi' yerde
Yet close to those who've suffered.
sıkıntı: hardship
sıkıntı çek-: suffer
yakın: close
yer: place
Çölde kazanılan zaferler, hepsi kanla yazılır
Every desert triumph is inked in red.
çöl: desert
kazan-: win
zafer: victory
hepsi: all
kan: blood
yaz-: write
Ahmak olmasaydın insan, tüm zaferler dostça kazanılırdı
If only humans weren't fools, victories would be won in peace.
ahmak: fool
ol-: be
insan: human
tüm: all
zafer: victory
dostça: in friendship
kazan-: win
Her gün doğumundan gün batımına
From each sunrise to sunset.
her: every
gün: day
doğum: birth, sunrise
batım: sunset
Her geceden gündüze işlenen bir suç var
A crime is committed from night into day.
her: every
gece: night
gündüz: day
işle-: commit
bir: one
suç: crime
var: exist
Her bi' yerde bahçemiz var
We have gardens everywhere.
her: every
yer: place
bahçe: garden
var: exist
"Cümle derde ol deva" diye dua ederdi günde bin defa
He would repeat the prayer, "Be the cure to all pains" a thousand times a day.
cümle: all
dert: pain
ol-: be
deva: remedy
diye: saying
dua et-: pray
gün: day
bin: thousand
defa: time
Fayda yok, bu çok fena; çare yok, bu bir bela
No use, it's too bad; no cure, it's a curse
fayda: benefit
yok: not exist
bu: this
çok: very
fena: bad
çare: remedy
bela: curse
Sanki yoktu başta
Like it came from nowhere.
sanki: as if
yok: not exist
baş: beginning
Hepsi kalsın âleminde
Let them stay in their world,
hepsi: all
kal-: remain
âlem: world
Sagopa ve Ceza rap için bir pranga
Sagopa and Ceza are shackles for the rap.
Sagopa: proper name
Ceza: proper name
rap: rap
için: for
bir: one
pranga: shackle
İlham perilerim, yorgun ellerim
(Beside) my muses, my weary hands,
ilham: inspiration
peri: fairy
yorgun: tired
el: hand
Ve miskin armağan düşüncemin yanında bir emanetim bu bedene (zor)
and my humble gift of thoughts, I am a guest in this body (tough).
ve: and
miskin: humble
armağan: gift
düşünce: thought
yan: side
bir: one
emanet: trust
beden: body
zor: difficult
Yıllarım bir yetki verdi etki tepki oldum (oldum)
Years granted me some power, I became action and reaction.
yıl: year
yetki: authority
ver-: give
etki: effect
tepki: reaction
ol-: become
Kendimin hudutlarında bir çiçektim, mordum
Within my own borders, I was a flower, purple.
kendi: self
hudut: border
bir: one
çiçek: flower
mor: purple
ol-: be
Onca tarla doldum (doldum)
And I filled so many fields.
onca: so many
tarla: field
dol-: fill
Bir şafaktım askerin duvarda yırttığı
I was a day crossed off on the wall by a soldier.
bir: one
şafak: dawn
asker: soldier
duvar: wall
yırt-: tear
Bi' takvim yaprağında geri kalan umut rakamlar oldum (oldum)
I turned into some digits of hope on a calendar page.
takvim: calendar
yaprak: page
geri: remaining
kal-: remain
umut: hope
rakam: digit
ol-: become
İstediğim yerdeyim
I'm where I want to be
iste-: want
yer: place
ol-: be
Bir iki dak'ka verin bu adama, konuşamaz
Give this man a minute or two; can't speak
bir: one
iki: two
dakika: minute
ver-: give
adam: man
konuş-: speak
Dilim tutuldu
My tongue is tied.
dil: tongue
tutul-: be restrained
Fincan kahvem hatırına saydım
I raise this cup of coffee for you. (see "Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.")
fincan: cup
kahve: coffee
hatır: memory, regard
say-: count
Bir yudumluk aşkım deli sarhoş
My sip-sized love is deliriously drunk.
bir: one
yudum: sip
aşk: love
deli: mad
sarhoş: drunk
Komplo orduların gardiyanları
The wardens of conspiracy armies—
komplo: conspiracy
ordu: army
gardiyan: guard
Neyim var ki rap'ten gayri?
What have I, apart from rap?
ne: what
var: exist
rap: rap
gayri: apart from
Akarsular bu bahçelerde kurtulur zebanilerden
Flowing rivers are freed from the devils in these gardens
akarsu: river
bahçe: garden
kurtul-: be freed
zebani: demon
Akmayan suyuyla çölde, çeşmeler var her bir yerde, bul
No water flows in the desert but fountains are everywhere, find them
ak-: flow
su: water
çöl: desert
çeşme: fountain
var: exist
her: every
yer: place
bul-: find
Olmaya çalış bir kul, istediğimiz yekti sulh
Try to be a humble servant; what we wanted was just peace.
ol-: be
çalış-: try
bir: one
kul: servant
iste-: want
yek: single
sulh: peace
Olmasın altında çul, olmasın paran ve pul
Let there be no rags at your feet, no fortune and no loose change to define you.
ol-: be
alt: under
çul: rag
para: money
pul: coin
Gene de gül bi' kez be, bi' kere gül
Still, smile once, just once.
gene: again
gül-: smile
kez: time
kere: time
Ve senede bir de olsa gül bu çöl de yeşerir elbet
Even if only once a year, smile— and this desert, too, will surely turn green.
sene: year
ol-: be
gül-: smile
çöl: desert
yeşer-: turn green
elbet: surely
Savaş biter ve biz de sınırın ortasında kaybolur gider de
The war will end, and we may vanish in the middle of the border, lost and gone—
savaş: war
bit-: end
biz: we
sınır: border
orta: middle
kaybol-: disappear
git-: go
Sözlerimizi ve rap'imizi miras bırakırız, yeter
but our words and our rap will be our legacy. Enough.
söz: word
rap: rap
miras: inheritance
bırak-: leave
yeter: enough
Ey rap'in sebepsiz anlamı, damarlarımda gezinedur
O unexplained meaning of rap, keep moving through my veins!
ey: oh
rap: rap
sebep: cause
anlam: meaning
damar: vein
gez-: roam
Şakaklarımda kan birikmiş
Blood gathers at my temples.
şakak: temple
kan: blood
birik-: accumulate
Ben bi' cümlelik bi' nokta değilim
I am not a full stop at the end of a single sentence.
ben: I
cümle: sentence
nokta: dot
değil: not
Şiirlerimle gömülecek adım
My name will be buried with my poems.
şiir: poem
göm-: bury
ad: name
Satırlarımda geçmişin tokat izleri (Anlat)
In my lines are the slap marks of the past. (Speak of them)
satır: line
geçmiş: past
tokat: slap
iz: mark
anlat-: tell
Ve ellerimde kara kalem, kara gözüm seyirde
In my hands a black pencil and my black eyes keep watch.
el: hand
kara: black
kalem: pencil
göz: eye
seyir: watch
Yollarımda yolunu gözlediğim bi' yolcum
On my roads a traveller whose arrival I long for.
yol: road
gözle-: wait for
yolcu: traveller
Mağlubum yaradan Allah'ım, gençliğime mahcubum
I am defeated, my Creator, my God; I am ashamed of my youth.
mağlup: defeated
yaradan: creator
Allah: God
gençlik: youth
mahcup: ashamed
Oyuncak bir tabanca elime hâkim oldu, çok alıştım
A toy gun took command of my hand; I grew far too used to it.
oyuncak: toy
tabanca: gun
el: hand
hâkim: dominant
alış-: get used to
Ben bugünde yaşıyorum, yarın da meçhulüm
I live today, and tomorrow I am unknown.
bugün: today
yaşa-: live
yarın: tomorrow
meçhul: unknown
Bin yasak ve bin cezayla ilelebet mi yaşıyorum?
With a thousand bans and punishments, am I to live forever like this?
bin: thousand
yasak: ban
ceza: punishment
ilelebet: forever
yaşa-: live
Bir bal olsam, damlasam
If I were honey and could fall as a drop—
bal: honey
ol-: be
damla: drop
damla-: drip
Bu yeryüzünde bir kalbim, nefretim ve var olan bin cezam
On this earth, I carry one heart, my hatred, and a thousand sentences.
yeryüzü: earth
kalp: heart
nefret: hatred
var: exist
ceza: punishment

EXERCISE I

Order the lines.


EXERCISE II

Fill in the blanks.


EXERCISE III

Find the plural words.

Bir bahçemiz var, bir taraf çiçekli, bir tarafsa çöl
Bir tarafta gökkuşağı, öbür tarafsa kör
Sınırda kalmışlardanız biz, hep sınıfta kalmışlardan çok uzaktayız
Sıkıntı çekmişlere yakın bi’ yerde
Çölde kazanılan zaferler, hepsi kanla yazılır
Ahmak olmasaydın insan, tüm zaferler dostça kazanılırdı
Her gün doğumundan gün batımına
Her geceden gündüze işlenen bir suç var
Her bi’ yerde bahçemiz var
“Cümle derde ol deva” diye dua ederdi günde bin defa
Fayda yok, bu çok fena; çare yok, bu bir bela
Sanki yoktu başta
Hepsi kalsın âleminde
Sagopa ve Ceza rap için bir pranga
İlham perilerim, yorgun ellerim
Ve miskin armağan düşüncemin yanında bir emanetim bu bedene (zor)
Yıllarım bir yetki verdi etki tepki oldum (oldum)
Kendimin hudutlarında bir çiçektim, mordum
Onca tarla doldum (doldum)
Bir şafaktım askerin duvarda yırttığı
Bi’ takvim yaprağında geri kalan umut rakamlar oldum (oldum)
İstediğim yerdeyim
Bir iki dak’ka verin bu adama, konuşamaz
Dilim tutuldu
Fincan kahvem hatırına saydım
Bir yudumluk aşkım deli sarhoş
Komplo orduların gardiyanları
Neyim var ki rap’ten gayri?
Akarsular bu bahçelerde kurtulur zebanilerden
Akmayan suyuyla çölde, çeşmeler var her bir yerde, bul
Olmaya çalış bir kul, istediğimiz yekti sulh
Olmasın altında çul, olmasın paran ve pul
Gene de gül bi’ kez be, bi’ kere gül
Ve senede bir de olsa gül bu çöl de yeşerir elbet
Savaş biter ve biz de sınırın ortasında kaybolur gider de
Sözlerimizi ve rap’imizi miras bırakırız, yeter
Ey rap’in sebepsiz anlamı, damarlarımda gezinedur
Şakaklarımda kan birikmiş
Ben bi’ cümlelik bi’ nokta değilim
Şiirlerimle gömülecek adım
Satırlarımda geçmişin tokat izleri (Anlat)
Ve ellerimde kara kalem, kara gözüm seyirde
Yollarımda yolunu gözlediğim bi’ yolcum
Mağlubum yaradan Allah’ım, gençliğime mahcubum
Oyuncak bir tabanca elime hâkim oldu, çok alıştım
Ben bugünde yaşıyorum, yarın da meçhulüm
Bin yasak ve bin cezayla ilelebet mi yaşıyorum?
Bir bal olsam, damlasam
Bu yeryüzünde bir kalbim, nefretim ve var olan bin cezam

EXERCISE IV

Unjumble the lines.


EXERCISE V

Spell the word.


EXERCISE VI

Match the translations.


SONG PAD

Share Page

Report an Issue

Let Salim know if you spotted an issue on this page.

Message Sent!